“KULİS”


OZANSIZ ŞEHİR

 

Ozanı olmayan bir toplum karanlıkta kalmıştır.

O memleket lal olmuştur.

Şükür ki Elazığ’ın ozanları her zaman vardır.

Elazığ’ın taş medrese görmüş bir Ozan’ı var ki, o her zaman bu yöreye ışık olmuştur.

Fikirleri ile dizeleriyle Elazığ’ın değerlerinden olan Doç. Dr. Ahmet Tevfik OZAN’ı geçtiğimiz hafta yitirdik. O’nun ani ölümü başta beni olmak üzere tüm dostlarını derinden sarstı.

Merhum Ozan’la geçmişe dayalı bir dostluğumuz vardı.

Birbirimizin dilinden anlıyorduk.

Günışığı’nda ki köşemin müdavimlerindendi. Yayın günü olan Pazartesi günü muhakkak beğendiği bir yazı için karşılıklı görüş alış verişinde bulunurduk. Bu dostluk iyice pekişiyordu.

Ulusal basında yazı yazan Merhum Ahmet Kekeç’e benzetiyordu beni. “Üstadım beni şımartma” dedikçe, o ise “Ben gerçekleri söylüyorum. Sen Elazığ’ın Kekeç’isin.” der omuzuma vururdu.

Zaman zaman sohbetlerde bulunurduk, kâh Günışığı’nda kâh Üniversitede ki odasında…

Fırat Üniversitesi Sosyal ve Kültür Daire Başkanlığı görevinde ise Elazığ için büyük bir şanstı. Elazığ’ın kültürüne büyük bir katkısı olmuştu. Görevini layıkıyla yapıyordu.

Neşeli biriydi. Zaman zaman yaptığı espriyle yüzlerde tebessüm bırakıyordu. Bir gün Prof. Dr. Asaf Varol ile yolculuk yapıyorlarmış. Benzin istasyonunda araçlarına benzin alırken benzinci “23” plakayı görünce görevlerini sormuş. Prof. Dr. Asaf Varol ise Fırat Üniversitesi’nden olduklarını söyleyince, adam Ahmet Tevfik Ozan’ı tanıyıp tanımadıklarını sormuş. Varol ise “Ahmet Tevfik Ozan budur” diyerek göstermiş. Benzin aldıktan sonra yola koyulan Ozan, “Neden beni gösterdin?” diye Varol’a sorar.

Varol’un, “Neden gösterimeydim ki?” sorusuna, “Adamın kafasında daha boylu poslu, yakışıklı biri vardır. Beni böyle tostoparlak ve çirkin görünce hayalindeki Ahmet Teyfik Ozan’ı öldürdün.” diyerek kahkahayı patlatmıştır.

Çok yönlü bir kişiliği ve yaşamı vardı. Ailecek bir sanat yolculuğuna çıkmışlardı.

Daldilikli Osman Efendi’nin torunu, Şair Rıza Ozan’ın yeğeni ve yine Şair Ahmet Rasim Ozan’ın oğluydu.  Harputlu merhum Yemenici Osman Efendi, Soyadı kanunuyla birlikte ‘OZAN’ soyadını almıştır. Harput’un ileri gelen ailelerindendir. Daldikli Osman Efendi veya Osman Ağa olarak tanınan Yemenici Osman Efendi, Harput’ta nüktedan kişiliğiyle tanınırdı. Oğlu Rasim Ozan, “Harput Nasreddinleri” adlı kitabında babasının nüktelerini kaleme alarak, onu yeniden yad etmiştir. Bu kitabı Çayda Çıra Yayınları olarak Ekrem Katı çıkarmıştı.

Baba Mehmet Rasim OZAN; ise Babası merhum Yemenici Osman Efendi; soyadı kanunu çıktığında, Buzluk’ta bulunan (Fikret Memişoğlu’nun Harput Ahengi adındaki eserinde Ozan Destanı diye anlattığı) efsanevi bir kaynak Ozan Gölü’nden esinlenerek OZAN soyadını resmi makamlara müracaatla almış olduğundan, şair tevafukken şairlik denizine girmiş oldu. Rasim Ozan, Memuriyeti süresince Elazığ’da neşredilen Uluova gazetesinde yaklaşık beş yıl; şiir, mizahî yazılar ve makaleler yayımlamıştır. Yazı hayatını emeklilik hayatından sonra da devam ettiren şair, 2000 yılında Elazığ’da vefat etmiştir.
Çocukluğu ve gençliği: Babası merhum Yemenici Osman Efendi’nin dost ve gönül meclislerinde geçen, böylece Harput kültür ve sanatına aşina olan şair Amca Rıza Ozan, mahalli gazetelerde ve İstanbul’da neşredilen Yelpaze isimli dergide pek çok şiiri çıkmıştır. Şiir çalışmalarının yanında Türk sanat müziğine de aşina olan şairin, bazı güfteleri Bestekar Şekip Ayhan Özışık tarafından değerlendirilmiştir.

Bu bilgileri almak için 12 Ocak Salı günü telefonla görüştüğüm Değerli Ağabeyim Üstad Ahmet Tevfik Ozan’ın ölüm haberini 14 Ocak Perşembe günü almak beni derinden yaraladı.

Bu satırları gönlü yaralı biri yazmaktadır.

Bu satırları Ozansız kalan bu memleketin çocuğu yazmaktadır.

Başımız sağolsun. Allah nur içinde yatırsın.

cakmakyucel@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Oca

“KULİS”

30Ara

Selam